Okunması Gereken Ufuk Açıcı Kitaplar

Aslında okunması gereken ufuk açıcı kitap sayısı öyle çok ki biz de nereden başlayacağımızı bilemedik. Bu yüzden de tanıtmak maksadıyla her zevke hitap edecek dört farklı türde kitap seçmeyi tercih ettik: George Orwell/1984, Asimov/Evrenin Çanları, Çınar Ata/Dosdoğru Yol, Başımıza Gelenler/Mehmed Arif Bey.

1984 -GEORGE ORWELL



Özgürlük, ‘İki kere iki, dört eder.’ diyebilmektir. Buna izin verilirse arkası gelir.

-George Orwell, 1984-

1984, distopya türünde kaleme alınmış başeserlerden biridir. Açık bir sosyalizm ve kapitalizm eleştirisi olan kitap, totaliter sistemleri de hedef tahtasına oturtmaktadır. 

Kitapta, uzun süren savaşların ardından dünya üçe bölünmüştür: Avrasya, Doğu Asya ve Okyanusya. Bu üç siyasi yapı sürekli olarak birbiriyle mücadele içerisindedir. Bütün bu devletlerin ortak noktası, hepsinde de düşünen ve sorgulayan vatandaşlara karşı olunmasıdır. Bu devletlerde yaşayan her vatandaş, sıkı bir gözetim altındadır. Her hareketi, kararları, faaliyetleri sistem tarafından kameralar aracılığıyla takip edilmekte; aykırı davranış sergileyen, göz altına alınmaktadır. Bunun yanı sıra, bütün bireylere tek doğrunun “Parti”nin söyledikleri olduğu telkin edilmektedir.

Öyle ki vatandaşlara iki kere ikinin dört ettiği öğretilmiştir. Yazar, eserinde bu durumu şu cümlelerle vurgulamaktadır: Tarih durdu. Parti’nin her zaman haklı olduğu sonsuz bir şimdiden başka bir şey yok. Sürükleyici bir kurguya sahip olan 1984, okurken sizi sıkmayacak, geçmişten geleceğe, umuttan korkuya doğru keyifli bir yolculuğa çıkaracaktır. 

EVRENİN ÇANLARI (SONSUZLUĞUN SONU) - ASİMOV



Okuduğunuz bütün bilim kurgu romanlarını unutun. Sonsuzluğun Sonu ismiyle de bilinen "Evrenin Çanları" isimli kitabında Asimov; zamana müdahale ve değişen gerçeklikleri irdelediği romanını her zamanki gibi, bir aşk hikâyesi üzerine inşa ediyor.

24. asırda zaman yolculuğunun keşfi ile insanlığa yeni kapılar açılır. Artık, zamana müdahale edebilen insanoğlu, Güneş’in süpernovaya dönüştüğü bir zaman dilimine ulaşmayı başarır ve buradan enerji aktarmaya başlar. Bu buluşun akabinde kurulan “Sonsuzluk Birimi”nde çalışan ve “teknisyen” adı verilen yetkin kişiler zamana müdahale etmeye başlar. Teknisyenler zamanın dışında bir bölgede yaşayan duygusuz kişilerdir.

Roman, başkarakter Teknisyen Harlan’ın zaman yolculuğu yaptığı esnada gördüğü Lambent’e âşık olmasıyla bambaşka seyre girmekte ve okuyucuyu doyumsuz bir serüvenin içerisine çekmektedir. Birçok okuyucu tarafından “başyapıt” olarak nitelendirilen ve otoriteler tarafından Asimov’un dehasının en etkili ürünü kabul edilen Evrenin Çanları, zaman zaman algı kapasitenizi zorlarken yazarın hayal gücünün derinliği karşısında hayrete düşmekten kendinizi alıkoyamayacaksınız. Umulmadık sonu ise sizi oldukça şaşırtacak. 

DOĞDOĞRU YOL - ÇINAR ATA



Çınar Ata, tıpkı Öncekilerin Masalları diyenleri Hangâh’a davet ettiği; Sur’a Üflenene Kadar devam edecek olan Sarı Saltuk’un mücadelesini ilmek ilmek ruhlara işlediği; Sarp Yokuş’un kut veren sırrında Yesevî ile buluşturduğu; Hz. Sümeyye (r.a.) ile Asla Boyun Eğme’menin asaletini iliklerimize kadar çöl kumları ile hissettirdiği gibi; şimdi yüreğimizden damla damla akan kanı beynimizin hücrelerine taşıyor

Seyyid Nesimi’nin Yol’u ile… O dosdoğru “Yol”un yolcusunu toprağın mayası, suyun saflığı, havanın özü ve ateşin harıyla pişirerek yollara düşürüyor Çınar Ata… 

14. asırda Azerbaycan topraklarında doğan Nesimi’nin, Türk dünyasında ve Müslüman coğrafyasında gazelleri sevilerek okunmaktadır. Şamahı’lı bu şair, Timur gibi büyük bir fatihe meydan okuyan, mücadelesi ve azmi ile herkese örnek olmuştur. Bu eserde, ana dilinde şiir yazmaya büyük önem veren, şiirlerinde halk dilini kullanarak millî kimliğini yansıtan Nesîmî’nin hayat hikâyesini bir de Çınar Ata’nın kaleminden okuyacaksınız. Eseri okurken Nesîmî hümanizminin tanığı olmanın yanında olaylar ve tarihî mekânlar zihninizde canlanacak ve kendinizi olayların içinde hissedeceksiniz.

Eser, mekâna ve zamana sığmayan, ana dilimizin ve bedii düşüncemizin gelişimine, aynı zamanda komşu coğrafyamızın edebiyatını etkileyen Nesîmî’nin bütün zamanların sevilen şairi olarak kalacağının göstergesidir.

BAŞIMIZA GELENLER (93 HARBİNDE ANADOLU CEPHESİ/RUSLARLA SAVAŞ) - MEHMED ÂRİF BEY



Mehmed Ârif Bey, "Başımıza Gelenler – 93 Harbinde Anadolu Cephesi * Ruslarla Savaş" adlı eserinde 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Osmanlı devletinin uğradığı büyük kayıpların esas nedenlerini bütün çıplaklığı ile gözler önüne sermektedir.

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı esnasında Kafkasya Cephesi Komutanlığı görevini ifa eden Gazi Ahmed Muhtar Paşa’nın yakın dostu olan Mehmet Arif Bey, savaş boyunca Paşa’nın yakınında bulunmuş ve savaşta yaşanan bütün gelişmelere bizzat tanıklık etmiştir. Yazarın bu özelliği, neşrettiği eserin değerini ve önemini bir kat daha arttırmaktadır.

İzlerken Düşündürecek Filmler

Mehmed Arif Bey, liyakatsiz subayları savaşın kaybedilmesinin, ağır kayıplar verilmesinin müsebbibi olarak görmektedir. Ayrıca, Rusların savaş hukukuyla uyuşmayan harp tekniklerine başvurduklarını; Kızılay’ın hizmet verdiği yerleri bombaladıklarını, uyuyan askerlerimizi süngülediklerini, doktorlarımıza ateş açtıklarını; Türk askerinin savaş esnasındaki değişken psikolojisini, halkın ve askerlerin karşılaştığı güçlükleri ve katlandığı zorlukları bütün gerçekliğiyle resmetmiştir.

Destansı Bir Çocuk Kitabı: Kür Şad.

Yazar tarafından Türk gençliğe bir ibret vesikası olarak bırakılan eser, yazarın tarafsız üslubu sebebiyle oldukça önemli bir tarihî kaynak olarak da ön plana çıkmaktadır.

Tıkla Git

Yorum Gönder

0 Yorumlar
* Lütfen yorum yazarak düşüncelerinizi bizimle paylaşın.

Top Post Ad

Below Post Ad