Karadeniz'de Pontus Yalanı



İSYANCI RUMLARIN PONTUS YALANI

Birinci Dünya Savaşı sırasında İtilaf devletleri güneyde Araplara, doğuda Ermenilere ve kuzeyde de yerel gayr-i Müslim yerel halka bağımsızlık vaat ederek isyan çıkmasını sağlamıştır. Karadeniz bölgesinde de başta Merzifon Amerika Koleji ve Fener Rum Patrikhanesi’nin desteklediği Rumlar ayaklanmıştır. Rumlar, Müslüman Türk köylerini basıp yöre halkını kılıçtan geçirmiştir. 

Bu saldırılar karşısında, Osmanlı Devleti’nde iktidarda bulunan İttihat ve Terakki Hükümeti tehcir kararı çıkartarak Rumların savaşın olmadığı bölgelere naklini sağlamıştır. Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanmasıyla beraber Rum çeteler bölgeye geri dönmüş ve bölgede yeniden katliamlara başlamışlardır. Resmi rakamlara göre 8 binden fazla Müslüman Türk, Rumların bu saldırıları sonucu şehit olmuştur. 

Bu olaylar üzerine bölge halkıda kendini savunmaya başlamış, başta Muhafaza-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti’nin Giresun Şubesi Başkanı Topal Osman Ağa kendi birlikleri ile bu Rum çetelerine karşı bölgedeki Müslüman halkı korumuştur. Bu olayları araştırmak ve huzuru sağlamak için Osmanlı Devleti tarafından Mustafa Kemal Paşa 9. Ordu’nun müfettişliği göreviyle 16 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’a gönderilmiştir. Bu konu hakkında Mustafa Kemal Paşa şöyle demektedir.


 “…Amerika Rum göçmenlerinden Rahip Klematyos namında biri, ilk Pontus toplantı merkezini İnebolu’da bugün halkın Manastır tabir ettikleri bir tepede kurmuştu. Bu teşkilatın mensupları zaman zaman münferit eşkıya çeteleri şeklinde faaliyet icra ediyorlardı. Harbi Umumi esnasında hariçten gönderilip dağıtılan silah, cephane, bomba ve makineli tüfekler Samsun, Çarşamba, Bafra ve Erbaa Rum köyleri adeta bir silah deposu halini almıştı..


Bu isyan karşısında Mustafa Kemal Paşa’nın emriyle Topal Osman Ağa kendine bağlı kuvvetleriyle uzun bir süre mücadele etti. TBMM’de düzenli ordunun kurulmasıyla ilgili kanun çıkınca İç ve Kuzey Anadolu’yu savunmak için kurulan Merkez Ordusu, Sakallı Nurettin Paşa emrine verilerek ordu Pontus isyanını ve Koçgiri isyanını bastırılması sağlanmıştır. Bölgede yaşayan isyan etmiş çok sayıda gayri Müslim başta Sovyetler ve Yunanistan olmak üzere diğer ülkelere göç ettiler. Bu olaylardan yaklaşık 60 yıl sonra Yunanistan Pontus Soykırımı iftirasını ortaya attılar. Sözde Ermeni Soykırımı iddiasının yaygınlaşması sonucunda ortaya atılan bu iftiranın amacı, uluslararası arenada Türkiye Cumhuriyetini küçük düşürmek, devletimizden tazminat ve toprak talebinde bulunmaktır. 

Yunan devletinin asılsız iddiası şu şekildedir: ’Karadeniz şehirlerinin ilk kurucuları, Orta ve Doğu Karadeniz’e koloni devrinde yerleşen topluluk, etnik olarak Yunanlılardır. 1915’e kadar bu bölgede Yunanlılar baskı altında yaşamaya devam etmiştir. Lakin önce İttihat ve Terakki hükümeti sonrasında da 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’a gelen Mustafa Kemal Paşa burada Topal Osman Ağa’ya verdiği emir ile 353 bin Rum sistematik şekilde katledildi. Şuan Orta ve Doğu Karadeniz bölgesinde yaşayan kişiler de Osmanlı devrinden beri Müslümanım diyen gizli Ortodoks Rumlardır. Bu kişiler devlet tarafından asimile edilmeye çalışılmakta lakin gizli kimliklerini korumaktadırlar” 

YUNANİSTAN’DA PONTUS KAMUOYU OLUŞTURMA SÜRECİ



 

İlk kez 1982 yılında Selanik’te 26 Eylül–3 Ekim tarihleri arasında, “Anadolu Faciasının 60. Yıldönümü” adıyla bir konferans düzenlenmiştir. Bu konferansta Anadolu’nun mevcut durumu, Ege ve Pontus başta olmak üzere Anadolu’da Rum varlığı ve Megali İdea’nın mümkün olup olmadığı tartışılmıştır. Bu konferans esnasında, Yunan lobisi tarafından Amerika’da kurulmuş olan “Anavatanları Özgürlüğe Kavuşturma Uluslararası Komitesi” tarafından dağıtılan haritada doğuda Türkiye’yi Ankara ve çevresinde ufak bir toprak parçasına sahip bir devlet olarak göstermiştir. Yine aynı komite tarafından Amerika’da bir üniversitede tarih bölümü öğretim üyesi olan Kostas Fotiadis tarafından bir bildiri yayınlanmıştır. 

Lakin bu bildiri bilimsel bir bildiri olmayıp propaganda bildirisi niteliğindedir. “Türklerin Pontus Rumlarını imhası” adındaki bu bildirisinde 1071 yılında Anadolu’nun 22 milyon Hristiyan’ın yaşadığı bir ülke olduğunu lakin Türkerin Anadolu’ya gelmesinden sonra bu sayının hızla azaldığını, baskılardan kurtulmak için de din değiştirme görüldüğünü ama çoğunluğun gizli olarak eski dinini devam ettirdiğini, en son olarak da İttihat ve Terakki Hükümeti tarafından varlıklarının tamamen sona erdirilmeye çalışıldığını anlatmaktadır. 

 Yunan Başbakan Andreas Papandreau “1. Ulusal Pontus Kongresi’nde yaptığı konuşmasında Anadolu’nun, Pontus’un, İstanbul’un ve son olarak Kıbrıs’ın yunan toprağı olduğunu söyledi ve “tarihimizde bir daha asla yitirilmiş ülkeler olmayacaktır” diyerek yine bu topraklardan vazgeçmediklerini vurgulamıştır. 1988 yılında düzenlenen “2. Pontus Kongresi”ne uluslararası katılım gerçekleşmiştir. Bu kongrede alınan kararların başında pontus kimliğini güçlendirecek çeşitli adımların atılması gerektiği söylendi. Selanik Üniversitesi’nden Kostas Fotiadis yaptığı konuşmada “Türklerin mübadele öncesinde Rumları katlettiğini ve Türkiye’nin işlediği cinayetlerin hesabını vermesi gerektiğini” söyledi.

Yunanistan devleti, Pontus toplantılarına, başbakan ve bakan seviyesinde katılım sağlamaktadır. 14-24 Mayıs 1992’te “Pontus Helenizm’i Dünya Kongresi” ismiyle Selanik’te tertip edilen kongreye dünyadaki bütün Pontus dernekleri katılmıştır. Yine, Selanik’te 27-29 Kasım’da “Küçük Asya Helenizm’i Kongresi”, 11 Kasım 1993’te de “Pontus Helenizm’i Tarihi Sempozyumu” düzenlenmiştir. Aynı şekilde, bir kongre de “Dünya Birinci Pontuslu Rumlar Kongresi” ismiyle 1996 senesinde Batum’da organize edilmiştir. Kongrenin sonuç bildirgesinde, sözde Pontuslu Rum soykırımı iddialarının başka devletler tarafından da tanınması için, Yunanistan hükümetinden uluslararası kuruluşlara başvurması istenmiştir. 

Bu kongreden sonra Pontus iddialarına hız verilmiş, Pontus çalışma grubu kurularak daha sistemli bir şekilde soykırım yalanı için kamuoyunu oluşturulmaya başlanmıştır. Bu çalışma grubu, 2. Pontus Kongresi’nin üzerinden bir yıl geçmeden Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a ayak bastığı ve ülkemizde gençlik bayramı olarak kutlanan 19 Mayıs’ı “Pontus Soykırımı Günü” olarak ilan etmiştir. 1993’te Yunanistan’ın o dönemki başbakanı Konstantin Mitsotakis “Dedelerimiz, Pontus topraklarına dönüş hayâlini size miras olarak bırakıp öldüler. Bu mirası kalbinizin içinde koruyun” şeklinde bir açıklamada bulunmuştur. 

Bu tarihten itibaren devlet olarak soykırım iftirasını Türkiye’ye kabul ettirmek için girişimlerde bulunmaya başlanmıştır. Yunanistan Parlamento başkanı Apostolos Kaklamanis tarafından Batı Trakya’da düzenlenen “Anadolu ve Kıbrıs’ta Nüfusun Zorla İslamlaştırılması ve Türkleştirilmesi” toplantıda Türklerin Anadolu’da ve Kıbrıs’ta soykırım yaptığını, Türklerin; Yunanlardan, Rumlardan, Pontus’tan ve Ermenilerden özür dilemesi gerektiğini söylemiştir. 2006 yılında mayıs ayı boyunca -Selanik başta olmak üzere- çok sayıda Yunan bölgesinde sözde Pontus soykırımı anılmış, 2007 yılında yine Selanik’te Pontus Anma Anıtı açılmıştır.

PKK – PONTUS İŞ BİRLİĞİ PKK 




terör örgütünün Karadeniz’e sızma faaliyetleri ilk olarak 1993 yılında ‘Kuzeye İlerleyiş’ adı altında başladı. PKK’lı teröristler Karadeniz’de ilk olarak 1994 yıllarında görüldü. Örgüt o dönemde Karadeniz’e açılma planını “TC’nin Karadeniz’in etnik zenginliğinin üzerine döktüğü betonu kırarak altındaki etnik zenginliği ortaya çıkaracağız” sözleriyle açıkladı. 

Terör örgütü bu açılım için bölgede daha önceden faaliyette bulunan diğer sol örgütlerle işbirliğine gitti. DHKP-C ve TİKKO ile anlaşma yaparak bu örgütleri taşeron olarak kullandı. 1997 yılında Atina’da Yunan İstihbarat Teşkilatı üyesi emekli Amiral Andonis Naksakis tarafından hazırlanan “Kürdistan’ın Sesi” dergisinde, PKK-Rum işbirliği açıkça gösteriliyor. Derginin kapağında “silahının namlusunu Karadeniz’e çeviren bir PKK militanı” resmi bulunuyor. Gerçekten de bu haberden kısa bir süre sonra Karadeniz’de artan saldırılar sonucu dönemin İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu’nun başkanlığında yapılan toplantıda, “Bölgedeki terör olaylarının gerisinde PKK değil, Ermeni-Rum lobisi var. Karadeniz’de Rum-Pontus devletini yeniden kurmak için teröre destek veriyorlar.” şeklinde bir açıklama 

FETHİ GÜLTEPE OLAYI 

1998 yılında yakalanan Yunan casus, sözde Pontus cumhuriyeti fikrini hayata geçirmek için çalışmalar yaptığını ve bölgede Rumca bilen gençlerin beyinlerini yıkayarak Yunanistan’a götürmeyi teklif ettiğini itiraf etmişti. Daha sonra Yunan İstihbarat Teşkilatı üyelerinden Binbaşı Savvas Kalenderidis ’in emekliliğinin ardından köşe yazarlığı yaptığı gazetede 1997 yılında dönemin Dışişleri Bakanı Theodoros Pangalos için “Yunan üniversitelerinde okumak isteyen Trabzon köylerinden gençlerin taleplerini destekleme kararı aldı.” diyerek bu iddiaların gerçekliğini onaylamıştır. 

Kalenderidis, uygulamadaki amacın, anadili Rumca olan Karadenizli çocukların (modern) Yunan dilini öğrenmeleri, Yunan üniversitelerinde okumaları ardından da kökenlerini ve kültürlerini araştırmaları olarak saptandığını kaydetmiştir. Bu doğrultuda da 20 kadar Trabzonlu gencin Yunanistan’a götürüldüğünü açıklamıştır. 2002 yılında Yunanistan’da öğrenci olan Fethi GÜLTEPE, ülkemize girmek için havaalanına geldiğinde yakalanmıştır. Polisteki sorgusunda “Trabzon’dan Yunanistan’a götürüldüğünü her ay 500 dolar maaş aldığını, Sinop, Samsun, Trabzon, Ordu, Giresun, Amasya’nın Merzifon ilçesi, Sivas’ın Suşehri ilçesi, Gümüşhane ve Bayburt’u içine alan bağımsız Pontus devleti kurulmasına hizmet amacıyla faaliyetlerde bulunduğunu” itiraf etmişti. 

Yine aynı sorguda kendisinin Yunanistan’da ilgilenen kişinin Abdullah Öcalan’ın Yunanistan’dan Kenya’ya kaçırılması olayına adı karıştığı için ordudan atılan Albay Savvas Kalenderidis’in olduğunu söyledi. Ayrıca polis 8 vatandaşımızın daha Yunanistan’da benzer eğitimi aldığını açıkladı. 2005 Kasım ayında Yunan Ta Nea gazetesinde çıkan bir haberde Kardak krizi sonrasında, 1997- 1998`de, Türkiye’de “300 bin Pontusluyu uykudan uyandırma” planını uygulamaya koyduğunu ve bu çerçevede, Karadeniz bölgesinden 50 Türk gencine Yunanistan üniversitelerince burs verildiğini yazar. Gazete, Türkiye’nin, ‘burslu öğrencilerin’ lideri saydığı Fethi Gültepe’nin 2002 Kasım seçimleri için yurda döndüğünde tutuklandığını ve bu kişinin “Pontus gerilla eylemleri” konusunda bir dizi açıklamalarda bulunduğunu da yazmaktadır. 

SİNEMA İLE PONTUS PROPAGANDASI

Belgesel: “Kardeş Nereye? Bir Ayrılık Öyküsü”, Ömer Asan, 2010 Ömer Asan, ikinci ve üçüncü kuşak Türk ve Yunan göçmenlerin tarihi izlerini yansıtan “Kardeş Nereye?/Bir Ayrılık Öyküsü” adıyla bir belgesel çekmiştir. Belgeselde nüfus mübadelesinin yarattığı travmayı ele aldığını ifade eden Asan, 10 Aralık 2010 tarihli To Vima gazetesinde yayınlanan röportajında amacını şöyle ifade etmektedir: 

“...Bu, her iki tarafın da neler yaşamış olduğunu araştıran ilk belgesel… Asıl amacımız iki halk arasında dostluk köprüsü oluşturmak…” 

Film: “Bulutları Beklerken”, Yeşim Ustaoğlu, 2004 Film, 1915-1916 yılında Karadeniz’den göç etmek zorunda kalan ve 50 yıl boyunca kendi kimliğini, dilini gizleyen Eleni’nin hikâyesini anlatmaktadır. Karadeniz’de yunan ajanlığı yaptığı için Türkiye’ye girişi yasaklanan Giorgo/Yorgos Andreadis’in, “Pontus’un Yitik Kızı Tamama” adlı eserinden esinlenerek çekilen film, göç hikâyesi etrafında gerçek kimliğin gizlenmesi ve geçmişle/hatıralarla yüzleşmeyi anlatmaktadır. Türk yapımı bir film olan Yüreğine Sor’da Tuba Büyüküstün ve Kenan Ece gibi önemli oyuncular rol almıştır. Yüreğine Sor filmi, 100 yıl öncesinin Karadeniz’ini, gizli Hıristiyan olan Mustafa ile Müslüman kızı Esma arasında yaşanan “imkânsız bir aşk hikâyesi” üzerinden anlatmaktadır. Filmin ilk sahnesi bir harita ile başlar. Harita, bu ülkedeki pek çok kişi için ilk kez karşılaşılan ve geçmişte hiç oluşmamış sınırları göstermektedir. Karadeniz, Pont Euxin (Pontus Yurdu) olarak ifade edilmektedir. Yönetmen Yusuf Kurçenli, çocukken duyduğu, kulağına fısıldanan ve zamanla anlam kazanan şeylerden yola çıkarak böyle bir hikâyenin doğduğunu ve filmde de bu hikâyeyi anlattığını ifade etmektedir. Filmde Pontus haritası yayınlanmakta, ayrıca bölgede yaşayan Müslüman halkın da gizli Hristiyan olduğu, Osmanlı Devletinde gayri Müslimlere karşı ağır yaptırımlar uygulandığı ve bu yüzden gizli şekilde Hristiyanlık dinini yaşadıklarına dair propaganda yapmakta. 

PONTUS LOBİSİ VE FENER RUM PATRİKHANESİ 

1997 yılında Trabzon’da Avrupa Komisyonu ile Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi “Karadeniz’in kirliliğine dikkat çekmek amacıyla” 20-28 Eylül tarihleri arasında birlikte “Din, Bilim ve Çevre” adlı bir sempozyum düzenlemiştir. Bu sempozyum Yunanistan bandıralı El Venizelos adlı bir gemide gerçekleştirildi. Sözde her dinden her topluluktan kişilerin davet edildiği bu sempozyuma -Müslüman din adamı olarak- FETÖ elebaşısı Fetullah Gülen davet edilmiştir. 

Bu gemi 20 Eylül’de Trabzon’dan demir aldıktan sonra sırasıyla Batum, Novorossisk, Yalta, Odesa, Köstence, Varna ile İstanbul ve 28 Eylül’de Selanik limanlarını ziyaret etmesiyle sona ermiştir. Geminin adının işgal komutanı olması ve gezi planının Kurtuluş Savaşı sırasında Karadeniz’de yaşayan Rumların göç ettiği şehirler olması dikkat çekmiş bu özelliği sebebiyle Ülkü Ocakları tarafından protesto ile karşılaşmıştır. Ayini yöneten Bartholomeos’un üzerinde oturduğu tahtın ve ayakları altına serilen halıların üzerinde çift başlı Doğu Roma Kartalı bulunması, Selanik kilisesinin başpapazının ayinde Hz. İsa’nın Türkler tarafından esir alınan İstanbul’u kurtarması için dua etmesi, sempozyumun masum bir çevrecilik hareketi olmadığını göstermektedir. 

Sempozyumdan iki gün sonra Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu Sevgi Erenerol’un, açıklaması sempozyumun esas gayesinin Pontus iddiaları olduğunu açıkça vurguladı. “İstanbul’dan Konstantinopolis diye söz etmek suretiyle de Bizans’ı yeniden kuracaklarını ilân etmiştir. Bununla da yetinmeyen patrik efendi, bu defa Trabzon’da bir toplantı bahanesini ortaya çıkarmış. Bundan maksat, Bizans’tan sonra bu defa da Pontus’un ihyâsıdır. Güya Karadeniz’i kurtarma maskesine büründürülmüş olan bu toplantı, niçin Karadeniz’deki başka bir yerde değil de ille de Trabzon’da yapılmak isteniyor? İyi düşünülmelidir. Üstelik toplantının yapıldığı Yunan gemisinin Venizelos adını taşıması tesadüfü değildir. Bunların deniz kirliliği ile hiçbir ilgisi yoktu” Fener Rum Patriği Bartholomeos’un Samsun’da Sözde Pontus Soykırımı Ayini Fener Rum Patriği Bartholomeos, 16 Ekim 2018 tarihinde Samsun’a geldi. Programın bir kısmında Bafra ilçesinde bulunan bir kilise kalıntısını ziyaret etti. 

Bu kalıntı için önce yolun bir kısmı arabayla ardından patika yollarla dağ çıkarak Yunan iddialarına göre Topal Osman Ağa’nın Pontus Rumlarını kestiğini iddia ettikleri üç kapılı Panayır Yeri Kilisesi’nin kalıntılarını ve Otkaya Mağarası’nı ziyaret etti ve burada bir ayin yaptı. Bu ayin sonrası Samsun’da büyük tepkiler olmuş,  çok sayıda kurum ve kuruluş basın açıklaması yapmak suretiyle bu ayini kınanmıştır.


Yorum Gönder

0 Yorumlar