Erdemli İnsana Giden Yol: Vicdan ve Ahlak



İnsan olmanın dahi ne yazık ki bir bedele bağlandığı şu günlerde ‘ahlak’ tüm insanlığın en büyük ihtiyacı olan gerçeklik olarak karşımıza çıkıyor. İşte, okulda, evde, bahçede, AVM’de, STK’larda kısacası insana dair her yerde bize/insanlığa yeni bir ‘ahlak’ hassasiyeti gerekmektedir. Bu hassasiyet insana, kadına, çocuğa, tabiata, hayvana kısacası ademoğlunun kendi doğasına nezaket göstermek, ona sahip çıkmak demektir. 

AHLAK NEDİR?

Ahlak kelimesi Arapça ‘hulk’ sözcüğünden türer. “Hulk etmek” yaratmak manasına gelir. Bu yalnızca Allah’a ait bir fiildir. Bu bakımdan ahlak ‘yaratılışa özgü, yaratılış mizacı’ olarak açıklanır. Bir bakıma ‘doğuştan gelen huylar’ demektir. Türk-İslam felsefesinin ve teolojisinin/din işlerinin yorumuna göre her çocuk dünyaya İslam fıtratı/ona uygun şekilde dünyaya gelir. Ardından çevre ve aile etkisiyle bir dine veya dini olmayan hayat felsefesinde karar kılar. Bizler, İslam fıtratı üzere doğan her şeyin ahlakının bu bakımdan ‘insani ve dolayısıyla İslami, İslami dolayısıyla insani’ olduğunda karar kılarız. Çünkü bizim için –merhum Aliya İzzetbegoviç’in deyimiyle- “iyi ve güzel olan her şeyin diğer adı İslam’dır.” Mer um Topçu insan fıtratına uygun düşen ‘ahlaklılığı’ Milli Eğitim Bakanlığı tarafından kendisine hazırlatılan kitapta derin bir şekilde irdeler. 

İYİLİK İLMİ: AHLAK




Topçu’ya göre ahlak ilk olarak Sokrates ile konu edinilmiştir. Sokrates’in ahlak anlayışı ‘kendini bilmek’ten ibarettir. Türk-İslam felsefesinde de kendini bilmek önemli bir otokontrol mekanizması ve takdir edilesi bir meziyet olarak kabul edilir. Hatta bazı İslam bilginleri tarafından ‘kendini (haddini) bilmenin İslamın şartları arasına dahil olabilecek kadar mühim bir kaide olduğu sıkça vurgulanır. Topçu, Sokrates’ten sonra öğrencisi Platon’un/Eflatun’un da ahlak görüşünü ele alır ve “Eflatun, ilim kelimesini geniş anlamda kullanarak “iyilik ilmi” diye tarif etti ve bütün hakikatlerin üstüne yükseltti” der. İslam felsefecileri, Platon’a pek çok konuda hak vermekle kalmayıp onun felsefi yöntemleriyle izahlarına kendilerine referans noktası olarak görmüşlerdir.

İyi ve güzel olanın diğer adının İslam olduğunu ifade ettiğimize göre ahlakı, iyilik ilmi olarak görmek, Türk-İslam felsefecileri açısından kaçınılmaz bir yorum olacaktır. Felsefe’ye düşkünlüğü kadar sosyolojiye yatkınlığı da bilinen merhum Topçu, modern dünyanın fikir babalarından görülen Kant’ın ahlakı ‘ödev ilmi’ olarak aldığını ifade ettikten sonra ekler: “Ödevin ortaya koyucusu akıldır.” 

Ancak Topçu burada aklın yalnız bir yere gidemeyeceğini ona vicdanın sesinin eşlik ettiğinin altını çizer. Vicdan ve aklın birlikte ilerlediğinde erdemli insana doğru gidilen yolculukta önemli adımlar atılacağını tarif ettikten sonra ekler: “Ancak kendi vicdanlarını sesine kulak tıkayanlardır ki her türlü ahlaksızlığı yapabilirler ve böylelikle akıllarının gösterdiği yollardan uzaklaşmış olurlar.”

Tıkla Git

Yorum Gönder

0 Yorumlar
* Lütfen yorum yazarak düşüncelerinizi bizimle paylaşın.

Top Post Ad

Below Post Ad